Sabun halk dilinde; yağlı, kirli şeyleri temizlemek için kullanılan bir maddedir. Kimya bakımından sabun; her türlü yağın tek başına yada belli oranlarda karışımlarının alkalilerle girdikleri reaksiyon sonucu oluşan yağ asitlerinin sodyum ya da potasyum tuzudur.

Ev Yapımı Sabun Formülü

Ev yapımı sabunun ana maddeleri kül ve yağdır.

Önce bir miktar odun yakılır. O yakılan odunlar da haybeye yakılmaz, üzerinde taze fasulye pişirilir, börek yapılır, öyle sade sabun yapıcam diye, zorla tarladan bahçeden eşekler üzerinde getirilen odunlar ziyan edilmez. Odunların külleri, kullanıla kullanıla katran karası olmuş, dokununca o karayı bulaştıran su dolu kazana dökülür. Kazanın altı yine benzer odunları ateşlemek suretiyle ısıtılır, ısıtılır, ısıtılır…

Küllü su ısıtılırken karıştırılır. Kaynatılır. Daha sonra yağ eklenir. Artık ne sabunu yapılacaksa ona göre yağ kullanılır. Zeytinyağı sabunu için zeytinyağı, zeytinyağını yemeklerde kullanmak yerine sabun yapmak istemeyenler de hayvanların iç yağlarını kullanabilirler.

BİR VEYA İKİ AY KURUTUN
Küllü su karışımını hazırlayıp ısıttıktan sonra, başka bir kapta üç ölçü yağı, 40-50 dereceye ısıtın.
Yağ ılındıktan sonra üzerine küllü suyu ilave edin ve karışımı kısık ateşin üzerine alarak tahta kaşıkla karıştırın ve bir tutam tuz atın. Tuz, sabunun sert olmasını sağlar.
Yarım saat karıştırdıktan sonra, puding kıvamına geldiğinde; sabununuz hazır demektir. Bu karışımı hazırladığınız kaplara dökün ve iki gün kapta tutun.
Kaptan çıkardığınız sabun kalıplarını biriki ay gölgede kuruttuktan sonra kullanabilirsiniz. Bu işlemi açık havada yapmanız ve çelik tencere kullanmanız, sağlık için önemli.
İyi bir sabun yapmanın püf noktası ise; karışımı köpük kalmayana kadar karıştırmaktır. Yağın içine lavanta ve gül yağı da koyabilirsiniz.

ZEYTİNYAĞI SABUNU NASIL YAPILIR?

Malzemeler: 6 litre zeytinyağı 6 litre su 1 kg. kostik (klasik lavabo aç) ve metal olmayan kaplar
Uygulama: 1. YÖNTEM: SOĞUK SU SABUNU 1 kilo kostik, 6 litre suyun içinde tamamen eritilir. Bu erimiş malzeme, 6 litre zeytinyağının üzerine damla damla akıtılır. Karışım, tahta bir kaşıkla sürekli karıştırılır. Oluşan sabun, uygun ortamda soğumaya bırakılır ve sonra bıçakla kesilerek kalıplanır.
2. YÖNTEM: SICAK SU SABUNU Bu yöntemde tek fark; işlemi kaynatarak tekrarlamaktır. Sıcak su sabununda, su altta kalır ve sabun üstte toplanır. Aynı şekilde bu sabun, uygun düz bir zemine dökülüp katılaşınca kesilir.

BİTKİSEL YAĞLAR CİLT İÇİN FAYDALI
Sabun yapmak için bitkisel veya hayvansal yağ, temiz odun külü, temiz su ve biraz tuz yeterli. Ticari olarak üretilen sabunların büyük bir kısmında hayvansal yağlar kullanılıyor. Çünkü bu yağlar, sabunun daha kolay ve daha çabuk köpürmesini sağlıyor. Ancak cilt sağlığı için bitkisel yağlar daha yararlı. Bu nedenle uzmanlar, bitkisel sabunları tavsiye ediyor. En sağlıklıları ise; zeytinyağı ve defne yağı sabunları… Bunun yanı sıra pamuk yağı ve fıstık yağı ile yapılan sabunları da kullanabilirsiniz. Kaliteli kül ise meşe odununun yakılmasıyla elde edilir. Açık renkli sabun içinse kayın veya elma ağacı külü kullanılabilir.

Sabunun Tarihçesi

Sümerlerden günümüze, sabunun 5000 yıllık tarihi incelendiğinde, Romalılar döneminde Mount Sapo’daki tapınakta adak edilen hayvanların ve aynı bölgede pişirme/ısınma için yakılan odunların küllerinin, ırmağa karışması sonucu, nehir eteklerinde suların köpürdüğü alanlarda giysilerin daha kolay ve etkin temizlendiğinin belirlenmesi üzerine, bu köpürme işlemine “Sapo” (sabun) dendiği rivayet edilmektedir.Sabunla ilgili olabilecek ilk yazılı kayıt; MÖ. 2500 yılında, Sümerlere ait olup, kül ve hayvan (keçi) yağı kullanarak yün temizlenmesiyle ilgilidir. Akadlar’ın, Babil Derebeyliği’nde; MÖ. 2200 yılı olarak tahmin edilen kil tabletlerde sinameki yağı ve alkali ile “sabun” tarifi bulunmuştur.

Mısır’a ait tıp bilgilerini içeren; Ebers papirusu  MÖ. 1550’da Mısırlılar’ın bitkisel ve hayvansal yağlar ve alkali tuzlarının karışımı ile sıklıkla temizlendiklerine değinir. Romalılar, sabunu bilmelerine rağmen yaygın olarak kullanmadılar. Sabunun değerini ilk olarak Araplar ve Türkler bilmiştir. Sabunu Avrupa’ya da Türklerin tanıttığı düşünülmektedir.

Vikingler ve Keltler de sabunu keşfetmişlerdir. Sabunu İngiltere’ye Keltlerin tanıttığı varsayılmaktadır. MS. 1000 civarındaki yazıtlarda sabundan, 1193’te Bristol’deki bazı sabunculardan bahsedilmektedir. 13. yy’da Marsilya, ilk büyük sabun üretim merkezi olarak ön plana çıkmış ve Orta Çağ boyunca da önemli bir üretim merkezi olmuştur.

Diğer önemli sabun üretim merkezleri: İtalya’da Genova, Venedik ve Bari ile İspanya’da Castilla’dır. Bu dönemde; sabunlar zeytinyağından üretilmekteydi. Ticari açıdan, sabun üretimin teknikleri büyük sır olarak saklanırdı. Önemli miktarlarda üretilmesine rağmen, kullanımı seyrekti. İngiltere Kralı 4. Henry’nin 1399’daki “Banyo Buyruğu”nu asillerin en azından ömürlerinde 1 kere (şövalyelik töreninde) su dolu bir küvete girmelerini sağlamak için koyduğu söylenir. İspanya Kraliçesi Isabella, ömründe 2 kere banyo yapmakla övünmüştür. Bir kere doğduğunda ve bir kere de evlendiğinde. İngiltere Kraliçesi Elizabeth ise; “ihtiyacı olsun ya da olmasın” üç ayda bir banyo yaptığı için sofistike olarak adlandırılmıştır. İngiltere’nin 17. yy’daki “Koruyucu Lordu” Cromwell, sabun yapımı ve ithalini önemli düzeyde vergiye bağlamıştır. Kendisinden sonraki yöneticiler de bu yüksek vergileri sürdürmüşlerdir.

Fransız kimyacı Nicolas Leblanc’ın 1791’de saf alkali elde etmesinin ardından, daha önceden kül ve hayvan yağlarıyla yapılan sabun, kostik ve zeytinyağı kullanılarak deneme yanılmadan uzak, formüle dayalı, tekrarlanabilir kalitede ve ticari olarak üretilmeye başlanmıştır. Buna rağmen, yüksek vergiler nedeniyle sabun üretimi 19. yy. ortalarında vergilerin kaldırılmasına kadar büyük ölçüde engellenmiştir.

Aslında çok yakın bir geleceğe kadar, temizlik olumlu bir erdem olarak görülmez, banyo yapanlar çoğunlukla tuhaf karşılanırdı. Orta Çağdaki Yunan, Roma ve Türk Hamamları ise temizlikten ziyade sosyalleşme adına kullanılırdı. 15. yy’da yaşayanların nadir de olsa, banyo yaptığına dair bulgular olmasına rağmen, 17.yy’daki kayıtlarda “banyo” sözcüğüne rastlanmamaktadır. 18. yy’da ve 19. yy’ın başlarında, tıbbi veya güçlendirici tedavi olarak tekrar popülerlik kazanmıştır. “Su tedavisi” reçete eden doktorlar arttıkça, “banyo yapma fikri” kabul edilebilir hale gelmiştir. Sağlık nedenleri dışında da banyo yapma fikrinin yaygınlaşması, sabun üzerindeki vergilerin kalkmasıyla birleşince sabun üretimi ve tüketimi artmıştır.

1823’te, sabunlaşma adı verilen tepkimenin yapısını inceleyen ve bulan Fransız kimyacı Eugene Chevreul’ün (1786 – 1889) çalışmaları sayesinde sabun sanayisi XIX.yy’da büyük bir gelişme gösterdi. 1920’lerde, sabunların evre diyagramlarını belirleyen kimyacı Mac Bain ve arkadaşları, düzenli araştırmalara başladılar ve üretimin bilimsel temellere dayandırılarak gerçekleştirilmesini sağladılar.

Türkiye’de Sabun

Türkler yaklaşık olarak 11. yy’a kadar sabun yerine sulardaki soda, çöven, saparma, sabun otu, süt kökü, kaşık otu, kılaya kavuğu, acı ağaç, herdemtaze, tavşankulağı, hintkestanesi gibi saponinli maddeleri ve kül kullandı.

Belgelere göre bugünkü sabunun ilkel şekli, ilk çağlarda Araplar tarafından yapıldı. Sabunculuk, ortaçağda İslam ülkelerinde gelişmiş bir imalat koluydu. Osmanlı’nda sabun esnafı, tertip edilen törenlerde esnaf alaylarında yer alıyordu. Osmanlılarda sabun imalatı ve tüketiminin oldukça yaygın olduğuna arşiv vesikalarında rastlıyoruz.

Türkiye’ de resmi kayıtlara göre; XIX. Yüzyıl başlarında Antakya’ da taş kazanlarda sabun yapıldığı bilinmektedir. Günümüzde ise, birkaç büyük tesis dışında sabun üretimi, çok dağınık ve küçük kapasiteli imalathanelerde yapılmaktadır.